14.05.2009
türk aile yapısı, mangal ve piknik
mehmet ibrahime bağırdı; "bana yolla ibo!" ve ardından havada uçan kames topa yeni öğrendiği artistik futbol tekniği "rövaşata"yı kullanarak görsel bir şölen tertipledi. mehmetin görsel şöleni, mantıklı bir sonla birleşmemişti, az önce dere kenarında karpuz kesen eniştesinin kafasına isabet ettirdiği kames top, nurullah enişteyi epey sinirlendirmişti. eline ekmek bıçağını kapan nurullah enişte, suda sürüklenmekte olan topu yakalamaya çalışıyordu. ibrahim aniden mekandan sıvışmıştı. sanki sidikli memonun top oynayacak başka birisi varmış gibi... memo ve ibonun anneleri mangaldan 1 metre uzaklıkta salata yapıyorlar ve mangalın başında duran hikmet amcaya, adeta bilimsel araştırma asistanı edasında et hazırlıyorlardı. hikmet amca, biyolojik ve kültürel olarak mehmet'in babasıydı, gerçi biyoloji ve kültür dedim ama aslında mehmet hikmet amcada ne varsa olduğu gibi almıştı. öyle ki mangal başında beyaz atleti ve eskimiş, pikniklerde kullandıkları -şort haline getirilmiş- pantolonuyla mangalı yelliyordu. nurullah enişte, topu kaptığı gibi ortadan ikiye ayırdı ve bir yarısını mehmet'e, diğer yarısını da annelerin olduğu mekanda oturarak uslu ve suçsuz olduğunu göstermek isteyen ibrahime fırlattı. hikmet amca, mehmete gelen top parçasıyla bir anda alev aldı, mangal başında oturmaktan dolayı oluşan ter damlalarından ayrı olarak... "oturun lan adam gibi, top oyniycek başka yer mi yok?" diye çıkıştı. ibrahimin annesi neriman teyze, ibrahime çimdik atarken, mehmetin babaannesi de , -ki zat-ı muhteremler, hikmet amcanın annesi olur-, "bunlar çok azıttı gene" diye hayıflandı ve mehmetin annesi saliha teyzeye "bunun sorumlusu hep sensin!" bakışı attı. neriman ve saliha teyzelerin kardeş olmasından mütevellit, ibo ve memo kuzen pozisyonunda bulunmaktaydılar. mangalın başında sinirlenen hikmet amca geri kalan etleri istedi. az önce azarı işiten o değilmiş gibi mehmet pişen etlere saldırma çabasındaydı. ibrahimin de bir tarafı fena halde şişmişti, o da az malın gözü değil, ciğere uzanan kedi gibi mehmetle beraber ikinci suçu işlemeye gönüllüydü. annelerinden gelen azarla beraber, mehmet ve ibrahim birer domates alıp az ötedeki söğüt ağacının altına kıvrılmışlardı. domatlarını yiyen mehmet ve ibrahimin kafasında nurullah eniştenin kestiği kames topun parçaları vardı. neriman teyze nurullah enişteyi çağırırken, mehmet amca da son parça etleri mangala diziyordu ve bir yandan ağzındaki cızbız köfte ile konuşmaya çalışıyordu: "siz başlayın, geliyorum"... saliha teyze, ibo ve memoya sofraya gelmeleri için davetkar bir bakış attı. mehmet ve ibrahim'in sofraya gelmesiyle, ilk parça köfteleri mideye indirmeleri bir anda oluştu. o sırada nurullah enişte, mehmet amcaya dönüp "gel bacanak, sensiz tadı çıkmıyor meretin" diyerek rakısıyla, mangal konusunda doktorasını vermiş mehmet amcayı sofraya çağırdı. bir anda etraf sakinleşmiş, sofrada duyulan tek ses şapurtular ve mekpare ninenin takma diş gıcırtıları olmuş, kames top ve aşırılan domatlar unutulmuştu. son etleri de sofraya taksim eden mehmet amca, çocuksu bir telaşla tofaş şahin arabasına doğru ilerlemiş ve teybe oynak bir arabesk kaset takmıştı. çay bardaklarından içilen rakı, mangaldan dolayı terlemiş olan mehmet amcayı çarpmıştı. nurullah enişte, çay bardağını kaldırıp "şerefine bacanak, eline sağlık" diyerek mehmet amcaya yağ çekmeye devam etmişti. mehmet ve ibrahim sofradaki trabzon vakf-ı kebir ekmeğinin yarısını paylaşmış, pirzola ve köfteleri iştahla mideye indiriyorlardı. memo ve ibo kıtlıktan çıkmış gibi yiyorlardı, "zamaneler" dedi mekpare nine ve mehmet'e "acık ver bakiyim kola mı ne zıkkımsa" diyerek, aslında "ben de zamana ayak uydurmayı iyi bilirim" demek istiyordu, içten içe... nurullah enişte de kafayı bulmuştu!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder